› Dini Sohbet

› İşkur

› Sosyal Güvenlik Kurumu

› Trabzon Belediyesi

› Trabzon M. Eğt.

› Trabzon Valiliği

› Trabzonspor

"Titrek Hamsi Örgütü"nden "Yüksek saç"örgütüne

27 Aralık 2011, 09:56:26:
Gültekin YÜCESAN
Yılları ardımızda bırakmışız. Devlet ile toplum arasındaki ilişkilerin geldiği duruma bakıyorum.
12 Eylül 1980 faşist darbesinin ardından; arkadaşlarımın, akılları durduran işkencelerden geçirtilip, tıka-basa cezaevlerine doldurulduğu günleri hatırlıyorum.
Bir grup arkadaşım “titrek hamsi örgütü” üyesi olmak iddiasıyla yargılanmışlardı. Bu arkadaşlarıma o dönemlerde Trabzon’da hakim olarak görev yapmış olan rahmetli Ali Faik Cihan ile ne konuştukları soruluyordu. Çoğunluğu öğretmen olan arkadaşlarım da okuldaki görevlerini bitirdikten sonra TÖB-DER’e geldiklerinde onunla briç oynadıklarını söylüyorlardı. Sorgucular; bu defa, briç oynarken ne konuştuklarını sorarak sıkıştırıyorlardı. Çaresiz kalan arkadaşlarımdan birisi de “Briç oynarken ne konuşulur? Ali Faik Cihan sanzatu ile kağıdını açmışsa biz de kağıdımıza göre cevap veriyor. Sonuçta ya batıyor ya da ‘zon’ bağlayarak, oyunumuzu sürdürüyorduk” diye cevap vermiş.
Ali Faik Cihan Alzheimer hastası olduğu ve elleri titrediği için bulundukları arkadaş topluluğunun adına “titrek hamsi örgütü” denmişti.
Eli sopalı baba devlet, tek tek bireylerle uğraşır mı hiç! Sosyalist Türkiye düşüncesini söyleyen insanlar kesinlikle yasa dışı örgüt üyesi olmalıydı! Örgüt yoksa, önde görünen kişinin fiziksel ya da ruhsal haline bakılıp “titrek hamsi” yakıştırmasında olduğu gibi bir isim bulunur, örgütlü suçun gerektirdiği cezalar verilerek, farklı düşünen insanlara hayat dar edilirdi.
Tam 31 yıl geçti aradan.. Hopa ilçemizde; demokratik tepkilerini gösteren insanlarımızın karşılaştığı olayların ardından tutuklanan kişilere, Ankara’daki arkadaşları basın açıklamasıyla destek verdi. Bu kişiler de aynı örgüt üyesi olmak suçuyla tutuklanarak cezaevine konuldular. Bu kez de cezaevindeki arkadaşlarına destek vermek amacıyla saçlarını keserek fotoğraflarını gönderenlere aynı örgüt üyesi olmak suçlamasıyla dava açıldı.
Savcılık; hazırladığı iddianamede, bu saç kesme olayını “tanınmamak için saçlarını kesme ve aynı örgüt üyesi olmak” biçiminde yorumlayarak saçlarını kestirenlerin de cezalandırılmalarını istedi.
“İlerleyen demokrasimize” “kesik saç örgütü” olarak yansıyan bu dava “tavukların dahi güleceği cinsten olunca” sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Toplum ve kamuoyu vicdanı bir nebze olsun rahatlatıldı.
Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılma gerekçesine de “yurt dışına kaçma ihtimalleri olmadığı” yazıldı.
Derelerine sahip çıkan, parasız eğitim ve sağlık hizmetlerini savunan, eşit ve özgür bir Türkiye uğruna mücadele eden bu gençler için belirtilen bu gerekçenin hiçbir manası yoktur. Rahmetli Metin Lokumcu’nun arkadaşları ne bu kavgadan, ne de yaşadıkları bu topraklardan kaçacak türlerden değillerdir. Onların olan bu topraklara elleriyle ayaklarıyla sarılarak ölebilecek cinstendirler.
Türkiye’de farklı düşünenlere “yasa dışı örgüt üyesi” yaftasını yapıştırmak anlayışı ise usulden değil, “esastan”dır.
İttihat Terakki ve Teşkilat’ı Mahsusa’dan gelen örgüt devleti; mağdur olan kesimlerin tepkilerini çözmek yerine, kendisi gibi örgüt hareketi olarak değerlendirip boğmayı yeğlemiştir.
İttihat ve Terakki’den gelen Cumhuriyet Devleti’ni tasfiye ettiğini söyleyen AKP Hükümeti’nin devleti yönetme tarzı ise aynen değiştirdiğini iddia ettiği tarz gibidir. Kutsal devlete biat eden klasik yargı kurumunun yerine, daha da kutsal hale getirilen devletin yargı anlayışı konmuş, 90 yıl önceki devlet-toplum ilişkisi aynen sürdürülmektedir.
“Titrek hamsi örgütünün” üyelerinin bir kısmı aramızdan ayrılmış, bir kısmı köşelerine çekilmişken, onların çocukları “kesik saç örgütü” ile cezaevlerine tıkılmakta, adeta tarih tekerrür ettirilmektedir. Devlet; sermaye sahipleri dışındaki yüzde 99’un da devleti olacaksa demokratikleşmek zorundadır.
Demokratikleşme; devlet etme anlayışının asker yerine sivil kesimlerle sürdürülmesi değil, hak ve özgürlükleri savunanların ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili bir kavramdır.
Mağdur olanların bu gerçeği görerek mücadelelerini yükseltmeleri dışında bir seçenekleri yoktur.
Ne “titrek hamsi” ne de “ kesik saç örgütü” yakıştırmaları toplumun özgürlüklerini kazanmasını engellemeye yetmeyecektir.
Yasaklandığı ya da cezalandırıldığı için kazanılmamış hiçbir özgürlük yoktur
Yükleniyor...